Şunu açıkça söyleyeyim: Bugün “kamusal alan” diye bildiğimiz birçok yer, kamunun değil; tüketimin, gözetimin ve vitrinin alanı. Ve bizden istenen şey vatandaş olmak değil, uslu birer müşteri olmamız. Kamusal Alanlar Neresi? Sınırları Kim Çiziyor? “Kamusal alanlar neresi?” sorusu, yalnızca coğrafi bir işaretleme değil, iktidarın görünmez sınırlarını ifşa eden bir testtir. Sokaklar, meydanlar, parklar, sahiller, kütüphaneler, kültür merkezleri, pazar yerleri, meydanla birleşen toplu taşıma hatları… Kâğıt üzerinde bunların hepsi bize ait. Ama pratikte, bariyerler, turnikeler, özel güvenlik protokolleri, sponsorluk sözleşmeleri ve “yasak-uyarı” tabelalarıyla örülen bir labirentin içindeyiz. Kamusal alan, tabelada “açık” yazdığı için değil; karar alma, ifade, buluşma ve dönüşüm imkânı…
2 Yorum