Toplumsal Gözlemler ve Görmenin Sosyolojisi: Çocuklarda Göz Tembelliğini Anlamak Bir araştırmacı olarak beni en çok etkileyen şeylerden biri, bireylerin dünyayı nasıl “gördükleri” ile toplumun onlara “görmeyi” nasıl öğrettiği arasındaki farktır. Görmek, yalnızca bir biyolojik eylem değil; kültürel, toplumsal ve sembolik bir süreçtir. Bu nedenle, çocuklarda göz tembelliğini anlamak yalnızca tıbbi bir mesele değildir. Aynı zamanda bir toplumun çocukluk, bakım ve farkındalık anlayışının aynasıdır. Göz tembelliği, bir çocuğun dünyayı net görememesi kadar, yetişkinlerin de o çocuğun ihtiyaçlarını görememesi anlamına gelir. Bu yazıda göz tembelliğini, toplumsal yapıların, cinsiyet rollerinin ve kültürel pratiklerin çocuk sağlığı üzerindeki etkileri çerçevesinde ele alacağız. Göz Tembelliği Nedir,…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Şunu açıkça söyleyeyim: Bugün “kamusal alan” diye bildiğimiz birçok yer, kamunun değil; tüketimin, gözetimin ve vitrinin alanı. Ve bizden istenen şey vatandaş olmak değil, uslu birer müşteri olmamız. Kamusal Alanlar Neresi? Sınırları Kim Çiziyor? “Kamusal alanlar neresi?” sorusu, yalnızca coğrafi bir işaretleme değil, iktidarın görünmez sınırlarını ifşa eden bir testtir. Sokaklar, meydanlar, parklar, sahiller, kütüphaneler, kültür merkezleri, pazar yerleri, meydanla birleşen toplu taşıma hatları… Kâğıt üzerinde bunların hepsi bize ait. Ama pratikte, bariyerler, turnikeler, özel güvenlik protokolleri, sponsorluk sözleşmeleri ve “yasak-uyarı” tabelalarıyla örülen bir labirentin içindeyiz. Kamusal alan, tabelada “açık” yazdığı için değil; karar alma, ifade, buluşma ve dönüşüm imkânı…
Yorum BırakKamikaze Yaparken Ne Denir? — Sorunun Kendisiyle Yüzleşmek İçimden geçen şu: “Kamikaze yaparken ne denir?” sorusu, masum bir merak değil; romantize edilmiş bir şiddet anlatısının kapısını aralayan, dilin gücüyle tarihi estetize eden bir sorudur. Bu yazıyı, tartışma yaratmak için değil, tartışmayı daha dürüst kılmak için yazıyorum. Çünkü bazen sorunun kendisi, cevabından daha problematiktir. Başlamadan: Bu Sorunun Neyi Yanlış? Bir eylemin en uç, en geri dönülmez anına “ne denir?” diye odaklanmak; sürecin karmaşık etik, politik ve insani boyutlarını tali kılar. “Kahramanlık”, “fedakârlık”, “kader” gibi kelimeler bu boşluğa kolayca sızar ve şiddeti yüceltmenin edebi parfümü olur. Oysa kamikaze, bir strateji değil, insan…
Yorum BırakPlan Ne Demek TDK? Tarihsel ve Güncel Perspektiften İnceleme Dil, toplumların düşünce biçimlerini, kültürlerini ve değerlerini en açık şekilde yansıtan araçlardan biridir. Her kelimenin kendine has bir evrimi, anlamı ve toplumsal bağlamı vardır. İşte bu bağlamda, “plan” kelimesi de zaman içinde değişen anlamlar ve farklı kullanım biçimleriyle dikkat çeker. Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre “plan”, bir hedefe ulaşmak için belirlenen yol haritası, bir düzen veya program olarak tanımlanır. Ancak bu kelimenin anlamı, zaman içinde yalnızca bu tanımla sınırlı kalmamış, çok daha geniş bir düşünsel çerçeveye yayılmıştır. Plan, bireysel yaşamdan toplumsal yapılara kadar pek çok alanda kendine yer bulmuş, çeşitli disiplinlerde…
Yorum BırakGüçlendirme Nasıl Yapılır? Edebiyatın Dönüştürücü Aynasında Bir Yolculuk Bir kelimenin kalbe dokunduğu an, insan kendi içinde bir kıvılcım hisseder. Edebiyatın büyüsü tam da bu noktada başlar: kelimeler birer araç değil, birer dönüşüm aracıdır. Bir cümle bazen bir insanı ayağa kaldırır, bazen bir toplumu değiştirir. Güçlendirme dediğimiz şey, yalnızca fiziksel ya da toplumsal değil; aynı zamanda dilin içsel evreninde, edebi metinlerin sessiz yankılarında gerçekleşen bir süreçtir. Kelimelerin Gücüyle Başlayan İçsel Direniş Virginia Woolf, bir kadının kendi odasına sahip olması gerektiğini söylerken aslında bir içsel özgürlük manifestosu yazıyordu. Güçlendirme, işte bu noktada başlar: Bir varlığın kendi sesini bulma cesaretiyle. Edebiyat, bu sesin…
Yorum BırakGüllaç Yufkasının İçinde Ne Var? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir Bakış Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyaset Bilimcinin Girişi Siyaset bilimi, toplumsal yapıları, güç ilişkilerini ve bireylerin bu yapılar içerisindeki yerini anlamaya çalışan bir disiplindir. Bizim için en temel soru, toplumdaki düzenin nasıl şekillendiği, iktidarın nasıl elde tutulduğudur. Bu bağlamda, her şeyin bir anlamı vardır; yemekler, yemeklerin içinde barındırdığı semboller ve bunların toplumsal yapıyı nasıl yansıttığı. Siyaset, güç ilişkileriyle şekillenirken, yemekler de bu güç ilişkilerinin birer yansıması olabilir. İşte bu yazıda, günlük yaşamda yaygın olan bir tatlı – güllaç – üzerinden toplumsal, ideolojik ve siyasal bir çözümleme yapacağız. Güllaç…
Yorum BırakGözü Doymamak Deyim mi? Öğrenmenin Doyumsuz Yolculuğu Öğrenme, insanın kendini dönüştürme sanatıdır. Her yeni bilgi, bir kapı aralar; her keşif, bir pencere açar. Bir eğitimci olarak yıllar boyunca şunu fark ettim: Gerçek öğrenme, hiçbir zaman tamamen “doymayan” bir göz gibidir. Çünkü öğrenen insan, her öğrendiğinde daha fazlasını merak eder, daha derinine inmeyi ister. Peki, “gözü doymamak” sadece bir deyim midir, yoksa öğrenmenin doğasında var olan o sonsuz merakın bir ifadesi midir? Gözü Doymamak Ne Anlama Gelir? “Gözü doymamak” Türkçede bir deyimdir. Genellikle, sahip olduklarıyla yetinmeyen, daha fazlasını isteyen insanlar için kullanılır. Ancak bu deyimi olumsuz bir anlamla sınırlamak, insan doğasının…
Yorum BırakGözyaşı İltihabı Nedir? Bir Filozofun Bakışından İnsan ve Acı Üzerine Varoluşun Tuzlu Sıvısı: Gözyaşı Üzerine Ontolojik Bir Düşünme Gözyaşı… yalnızca bir biyolojik salgı değil, insanın varoluşsal kırılganlığının en saf sembolüdür. Gözyaşı iltihabı — tıbbi olarak dakriosistit olarak bilinen bu durum — gözyaşı kanallarının iltihaplanmasıyla ortaya çıkan fiziksel bir rahatsızlıktır. Ancak bir filozof için bu sadece bir tıbbi mesele değil; insanın içsel dengesinin bozulmasının bedene yansıyan bir tezahürüdür. Ontolojik olarak gözyaşı, hem varoluşun hem de anlamın bir biçimidir: içten taşan bir içeriğin dışa dökülmesi. Bu yüzden gözyaşı iltihabı, belki de ruhun tıkanıklığını, insanın kendi duygusal akışını engelleyişini temsil eder. Etik Perspektif:…
Yorum BırakGözde Bulunan Çubuk ve Koni Hücreleri Ne İşe Yarar? Retinanın derinlerinde, ışığı elektriksel dile çeviren iki kahraman çalışır: çubuk ve koni fotoreseptörleri. Bu hücreler, görme dünyamızın “ham verisini” üretir; biri loş ışıkta sahnenin iskeletini kurar, diğeri gündüzün renkli ayrıntılarını cilalar. İkisi birlikte, beynin yorumlayacağı sinirsel sinyallerin kapısını açar. Bu yazı, bu özel hücrelerin nasıl çalıştığını, tarihsel keşiflerini ve güncel bilimsel tartışmaları akıcı bir dille ele alır. Çubuklar: Gece Görüşünün Sessiz Ustaları Çubuk hücreleri, düşük aydınlık koşullarında (skotopik görme) yüksek duyarlılık sağlar. Tek bir fotonun bile izini sürebilecek kadar hassastırlar. Buna karşılık, mekânsal ve zamsal çözünürlükleri konilere kıyasla sınırlıdır; ayrıntı seçmekte…
Yorum BırakA101 Kapıda Nasıl? Geleceğe Yön Veren Bir Alışveriş Deneyimi Üzerine Vizyoner Düşünceler Alışverişin geleceği hakkında kafa yormak, çoğu zaman yalnızca teknolojik gelişmelerden söz etmek anlamına gelmez. Asıl mesele, bu teknolojilerin bizim günlük yaşamlarımızı, alışkanlıklarımızı ve hatta toplum yapımızı nasıl şekillendireceğidir. “A101 Kapıda nasıl?” sorusu da tam burada devreye giriyor. Bugünün sade, pratik teslimat hizmeti; yarının alışveriş kültürünü dönüştürecek devrimci bir fikrin habercisi olabilir mi? Bu yazıda birlikte düşünelim, birlikte tartışalım. — Alışverişin Yeni Yüzü: Kapıda Teslimatın Evrimi Pandemiyle birlikte hayatımıza hızla giren kapıda teslimat uygulamaları, artık sadece bir konfor değil; şehir yaşamının vazgeçilmez bir parçası. A101 Kapıda da bu dönüşümün…
Yorum Bırak