Kayseri’den Defne’ye Uzanan Yol
Önerdiğimiz İçerik: Dağ kekiği saksıda yetişir mi ?
Kayseri’nin soğuk ama alıştığım rüzgârı, sabahları yüzüme çarptığında hep aynı şeyi düşünürüm: İnsan bazen bulunduğu şehirde değil, kalbinin çektiği yerde yaşar. O gün de öyleydi. Otogara doğru yürürken içimde garip bir ağırlık vardı; sanki bir şeyleri geride bırakmıyor, aksine hiç bilmediğim bir şeye doğru sürükleniyordum.
Defne’yi ilk kez bir haber sitesinde görmüştüm. Depremden sonra yıkılan evlerin, tozun, sessizliğin arasında “Defne” kelimesi takılı kalmıştı aklıma. Sonra bir yardım organizasyonuna gönüllü olarak katılma fırsatı doğdu. İçimde hem heyecan hem de açıklayamadığım bir korku vardı. Belki de ilk kez bu kadar “gerçek” bir şeye dokunacaktım.
Otobüs hareket ettiğinde camdan Kayseri yavaş yavaş uzaklaştı. O an içimden “Neden gidiyorum?” diye sordum kendime. Cevap basitti aslında: görmek, anlamak ve belki de biraz iyileşmek için.
Defne Kaymakamı kimdir?
Ozdoganpromosyon olarak bu yazımızda “Defne Kaymakamı kimdir” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!
Yolculuk boyunca kulağım sürekli çevredeki konuşmalardaydı. Yan koltukta oturan yaşlı bir amca, elindeki çay bardağını dikkatlice tutarak konuşuyordu:
“Devlet orada çok uğraşıyor, Kaymakam gece gündüz demeden sahada…”
O an zihnimde tek bir soru belirdi: Defne Kaymakamı kimdir? Bu isim, sanki bir kişiden çok bir sorumluluğun, bir yükün adı gibi dolaşıyordu etrafta. İnsanlar ondan bahsederken bir makamdan değil, bir çabanın içinden söz eder gibiydi.
Kendi kendime düşündüm: Bir kaymakam sadece bir yönetici midir, yoksa bir şehrin acısını taşıyan görünmez bir omuz mu? Bunu henüz bilmiyordum. Ama öğreneceğimi hissediyordum.
Yolda Düşünceler
Defne’ye yaklaştıkça manzara değişti. Yeşilin arasına karışmış yorgunluk, yıkılmış binaların sessizliği ve insanların yüzlerindeki o tuhaf ifade… Ne tamamen umutsuzluktu bu, ne de tam bir direnç. İkisinin arasında bir yerde sıkışıp kalmış gibiydi herkes.
Defne Kaymakamı kimdir sorusu zihnimde daha da büyüdü. Çünkü her konuşmada adı geçiyor ama kim olduğu değil, ne yaptığı anlatılıyordu. Bu bile aslında çok şey söylüyordu.
Depremin Gölgesinde Defne
İlk indiğimde burnuma çarpan toz kokusu hâlâ aklımda. Otobüs terminalinden yardım alanına doğru yürürken etrafımdaki sessizlik beni şaşırttı. İnsan kalabalığı vardı ama ses yoktu. Sanki herkes içinden konuşuyordu.
Gönüllü olarak geldiğim çadır alanında ilk görevim yardım kolilerini taşımaktı. Koliler ağırdı ama asıl ağırlık içimdeydi. Her koliyi bir eve, bir hikâyeye, bir kayba götürüyormuşum gibi hissediyordum.
O an bir görevli, kalabalığın içinden hızlı adımlarla geçerken biri fısıldadı:
“Kaymakam bey yine sahada, sabah beri dönmedi.”
İşte o anda “Defne Kaymakamı kimdir?” sorusu zihnimde bir meraktan çıkıp gerçek bir anlam kazandı. Çünkü artık bir isim değil, bir hareketi, bir varlığı temsil ediyordu.
İlk Karşılaşma
Öğleden sonra yardım dağıtım alanında bir hareketlilik oldu. İnsanlar bir tarafa yöneldi. Ben de merakla o tarafa baktım. Orta yaşlarında, yüzünde yorgunluk ama gözlerinde net bir kararlılık olan biri insanlarla konuşuyordu.
Sesini yükseltmiyor, bağırmıyor, sadece dinliyordu. Bir kadının elini tutup kısa bir şey söylediğinde kadının gözleri doldu. O an orada olan herkes bir şekilde sustu.
Ben o kişiyi ilk kez o an gördüm. Bir makamdan çok, o anın yükünü taşıyan biri gibiydi. İçimden geçen tek şey şuydu: “Demek Defne Kaymakamı bu…”
İçimdeki Sessiz Çatışma
O gece çadırda uyumaya çalışırken gözlerimi kapatamadım. Dışarıdan rüzgârın sesi geliyordu. Defne’nin yıkılmış sokaklarını düşündüm. Ve gün içinde gördüğüm o insanları…
Kendi hayatımı düşündüm. Kayseri’deki sıradan günlerimi, şikâyet ettiğim küçük şeyleri… Bir anda her şey çok uzak ve anlamsız gelmeye başladı.
Kendime kızdım. Neden bu kadar geç fark ediyorum bazı şeyleri? Neden acıyı ancak görmek zorunda kalınca anlıyorum?
Defne Kaymakamı kimdir sorusu artık sadece bir merak değildi. Bir tür aynaya dönüşmüştü. İnsanların sorumlulukla nasıl değişebileceğini, nasıl bambaşka birine dönüşebileceğini düşündürüyordu.
Bir Çocuğun Sesi
Ertesi gün yardım dağıtırken küçük bir çocuk yanıma geldi. Elinde bir oyuncak vardı, kirli ama hâlâ sıkı sıkı tuttuğu bir oyuncak.
“Abi su var mı?” dedi.
O an boğazım düğümlendi. Çantamdan su çıkarırken elim titredi. Çocuk bana bakmadı bile, sadece suyu alıp uzaklaştı.
O an anladım ki burada herkes bir şey kaybetmişti. Ve herkes bir şey arıyordu.
Kaymakamlık Binasında Geçen Bir Saat
Gönüllü ekipten biriyle birlikte evrak teslimi için kaymakamlık binasına gitmem gerekti. Bina dışarıdan sade görünüyordu ama içeri girdiğimde yoğun bir çalışma vardı.
İnsanlar sürekli girip çıkıyor, telefonlar çalıyor, biri koşuyor, biri not alıyordu. Ve tüm bu karmaşanın ortasında sakinliğini koruyan bir düzen hissi vardı.
Bir odanın kapısı açık kaldığında içeriye kısa bir bakış attım. O tanıdık yüz yine oradaydı. Ama bu kez konuşmuyor, dinliyordu. Masasında yığılmış belgeler, yanında yarım kalmış bir çay…
O an içimden şu geçti: Bu şehir sadece yıkıntılardan değil, böyle insanların omuzlarında ayakta duruyor.
Umut ile Yorgunluk Arasında
Defne’de geçirdiğim günler bana çok şey öğretti ama en çok da içimdeki sessizliği değiştirdi. Eskiden kendi hayatımı büyük sanırdım. Küçük sorunları büyütür, büyük şeyleri görmezdim.
Burada ise her şey tersine döndü. İnsanların gözlerinde gördüğüm şey, hayatta kalmanın bile bir mücadele olduğuydu.
Defne Kaymakamı kimdir sorusu artık zihnimde net bir cevaba dönüşmüştü ama bu cevap bir isimden ibaret değildi. Bir sorumluluğun, bir sabrın ve görünmeyen bir emeğin karşılığıydı.
Gecenin Sessizliği
Son gecemde dışarı çıktım. Gökyüzü açıktı ama şehir hâlâ karanlıktı. Yıkıntıların arasında yürürken her adımım daha ağır geldi.
Ama içimde garip bir şey vardı: Umut. Kırık bir umut ama hâlâ orada duran.
Belki de insan bazı yerlerde acıyı görerek büyür. Ve bazı insanlar, o acının içinde bile başkalarına yol gösterir.
Dönüş
Kayseri’ye döndüğümde hiçbir şey aynı değildi. Sokaklar aynıydı, insanlar aynıydı ama ben değişmiştim.
Defne’de gördüklerim zihnimden silinmedi. Özellikle o soru: Defne Kaymakamı kimdir?
Artık bu soru bir meraktan çok, bir farkındalık gibi içimde duruyor. Çünkü bazı insanlar isimleriyle değil, yaptıklarıyla hatırlanır. Ve bazı şehirler, onları ayakta tutan görünmez emeklerle yeniden kurulur.
Ozdoganpromosyon sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Defne Kaymakamı kimdir” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!